06_bozkurt.sitemynet.com
ANASAYFA İMRALIDAN DEVLETE TEHTİT APO'DAN ÇOK ÖZEL İMRALIDAN HABERLER T.İ.T


RESİM GALAERİSİ VE ÜLKÜCÜ SÖZLER TÜRKLÜK NEDİR TÜRKE KARŞI DURMAK KONUK DEFTERİ BOZKURT DESTANI BOZKURT KORKUSU ÖZLÜYORUM VATAN MÜDAFASI, ZIRAI MÜCADELE MI? PKK DOSYASI



DOST SİTELERİMİZ BAŞBUĞ

VATAN MÜDAFASI, ZIRAI MÜCADELE MI?

ÖNCE VATAN

Her devletin politikalari irk esasina dayalidir. Melez ve karisik topluluklardan olussa da bu böyledir. Bu kesinlikle irkçilik degildir. Bu durum, devletin devami için kaçinilmaz bir durumdur.

Türk Milliyetçiligi ‘kültür temeline dayalidir’ denilirken irk hakikatinin inkar edilmesini degil, ‘irkçiligin’ reddedilmesi anlaminda netligi ortaya koymak amaçlidir.

Irkçilik, baska irklarin asagilanmasi ve onlarin kölelestirilme isteginin tek kelime ile ifadesidir. Fakat kisinin kendi irkini sevmesi ve her durumda irkinin menfaatini gözetmesi kadar normal bir durum yoktur. Bu durum aslinda, her ebeveynin baskalarinin çocuklarinin degil, kendi çocuklarinin istikbalini düsünmesindeki normallikle birebir örtüsür.

Zaman zaman irki ifadelendirmelerin çogalmasi ve güçlenmesinin sebebi, ‘irkçiligin güç kazanmasi’ degil, ‘birlik ve dirligin tesisine yönelik’ tehditlere karsi savunma mekanizmasinin harekete geçmesidir.

Osmanlidaki Üç Tarzi Siyaset olarak anilan ve çöküs sebeplerinin en önemlilerinden olan ‘Osmanlicilik’ ve ‘Ümmetçilik’ akimlarinin halen ‘imparatorlugu kurtarma reçetesi’ olarak görülmesinin karsisinda ‘Türkçülük’ akiminin güçlenmesi, imparatorlugu kurtaramasa da, bir Milleti yok olmaktan kurtarmayi basarmasi, aslinda yukarda bahsedilen savunma mekanizmasinin harekete geçmesinden baska bir durum degildir.

Sürekli birileri tarafindan olmadik elbiseler biçilmeye çalisilan Türk Milliyetçiligi fikriyati, yillardir bu haksiz ve kasitli isnatlar karsisinda hep savunmada kalmis, isnat edilen gibi olmadigini ispatlamaya çalismakla zaman kaybetmistir.

Yillardir ‘fasist’, ‘irkçi’, ‘kafatasçi’ gibi namussuz isnatlarin karsisinda, halen öyle olmadigimizi ispatlamaya çalismakla mesgulüz. Durum öyle bir safhaya geldi ki, ‘irkçi’ olmadigimiz ispat etmek için ‘irkimizi inkar’ noktasinda bile saf tutanlarimiz oldu. Halbuki, zaten Türk Milliyetçilerine ‘irkçi’ suçlamalarini yapanlarin asil hedefi ‘irki hakikatlerin bizzat milliyetçilerin agzindan inkar edilmesini saglamakti’. ‘Irkin fizyolojik bir hakikat’ oldugu, ‘yok’ dedigimizde ‘yok olamayacagi’ ilmi bir gerçektir. Ayni olaya karsi farkli irklarin farkli tepki verdigi hakikatini de akli basinda hiç kimse inkar edemez.

Çagin gelismelerine ve dünyadaki degisimlere göre ideolojilerin öncelik-sonraliklari her zaman degisebilir. Bazi hususlarin öncelik kazanmasi, kesinlikle digerlerinin terkedildigi anlamina gelmez. Çünkü fikri hareketler, öncelikleri ve sonraliklari ile bir bütündür ve birbirini tamamlayan unsurlardir. Gelismelere ve ortaya çikan yeni ihtiyaçlara göre yeni çözümler üretilmesi de ideolojinin degismesi degil gelismesi olarak telakki edilmelidir.

Sömürü düzene dayali ekonomiye sahip ülkelerin, bütün imkanlarini kullanarak sömürülerini devam ettirebilmeleri için, hedef seçtikleri ülkelerdeki ‘yerli savunma mekanizmalarini’ öncelikle felce ugratmalari gerekir. Önce kulaga hos gelen ‘çagdaslik’, ‘demokratlik’, ‘insancillik’, ‘humanistlik’ gibi kavramlarla donattiklari ‘öncü kuvvetleri’ ile ilk hamle yapilir, asi tuttuktan sonra da, o ülke menfaatlerini koruyan savunma mekanizmalarina ‘çagdisi’, ‘gerici’, ‘anti-demokrat’, ‘kafatasçi’ yaftasi yapistirilarak son hamle gerçeklestirilir. Artik bu savunma mekanizmalarinin bütün enerjisi, kendilerine isnat edilen bu yaftalarin ‘iftira’ oldugunu ispata yönelir ki, asil tehlikeyle mücadeleye mecal kalmasin.

Namuzsuzca isnat edilen kavramlari reddetmenin yolu, sürekli savunma durumunda kalip, bütün enerjinin onlari ikna etmeye harcamak degildir. Zaten bu namuzsuzca isnatta bulunanlari ‘ikna’ etmek de mümkün degildir. Türk Milliyetçilerinin onlari ikna etmek gibi bir mecburiyeti de yoktur.

Mahalli farkliliklardan yola çikilarak, bir takim soydaslarimiza giydirilmeye çalisilan ‘etnik’ elbisesi aslinda ‘sömürü düzeninin’ ‘irkçilik silahini’ kullanmasindan baska bir sey degildir. ‘masum talepler’, ‘insancillik’, ‘demokratlik’ vs adina yavas yavas isitilarak Türk Milletinin yemesi için sofrasina konulan ‘etnik talepler’ asi tutmus, Türk Milletinin bir lokmada yutulamayacagi gerçeginden hareketle, lokma lokma dogranip yutulmaya baslanmistir. Mahalli farkliliklar ‘etnik’ lokmalar sekline sokulup, ‘üst kimlik’, ‘alt kimlik’ sosu ile ‘vahsi medeniyetin’ sofrasina sunulmustur.

Savunma dinamikleri bile bu ‘üst kimlik’ alt kimlik’ lakirdisindan medet umar olmustur. Osmanli da aynen böyle parçalanmisti. Içi bosalmis ‘osmanlicilik’ fikrini savunanlarin yaninda biraz daha namuslu düsünenlerin ‘ümmetcilige’ sarilmalari gibi bir durum söz konusu simdi de. Eger Osmanlida Ulema, son 20 yilda degil de, son 200 yilda bu Osmanliciligin ve Ümmetçiligin imparatorlugu felakete götürdügünü görüp milli degerlerin bir bütünü olan Türkçülük (Türk Milliyetçiligi) ipine sarilsalardi, Türk devleti bugünkünden en az 5 kat daha fazla toprak üstünde hükmünü devam ettirebilirdi. Günümüzdeki ‘üst kimlik’, ‘alt kimlik’ lakirdilari, osmanlidaki ‘osmanlicilik’ ve ‘ümmetcilik’ akimlarinin sonuçlarindan baska bir durum ortaya çikartmayacaktir. Halbuki bu lakirdilari birakip ‘ne üst kimlik var ne alt kimlik’ ‘tek kimlik Türk Kimligi’ hakikati ile yola çikarsak, Milletimiz arasinda daha siki bir bag kurmus oluruz ve aramiza ‘etnik seytanlar’ giremez.

Savunma mekanizmasi, aslina uygun sekillenmelidir. Türk Milliyetçiligini ‘tek kimlik’ hüviyetinden çikartip ‘bir üst kimlik mücadelesi’ kilifina sokarsaniz, ‘vatan’ kavraminin da ‘toprak parçasina’ indirgenmesi kaçinilmazdir.

Vatan’i bir tarla olarak telakki ederseniz, tarladaki çiçekleri renk ve kokularina göre tasnif etmek kaçinilmaz olur. Üstelik bu çiçeklerin arasinda ayrik otlari da, birilerin ekmesine gerek kalmadan, kendiliginden olusur. Bu ayrik otlarinin ne kökünü kaziyabilirsiniz, ne de ‘farkli renk ve kokudaki’ çiçeklerin ayrik otlari tarafindan sarilip sarmalanmasini önleyebilirsiniz. Yapabileceginiz tek sey ‘ayrik otlarinin gelismesini’ yavaslatmaktir.

Vatan müdafasi ‘zirai mücadele’, Türk Milliyetçiligi de ‘yaban otlarina karsi’ savas degildir.

Treni raydan bir milim uzaklastirisaniz, gidebilecegi en uzun mesafe devrilecegi mesafeye esittir.

5.jpg

14.jpg

ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın